DOĞUM KONTROL HAPLARI VE ETKİLERİ

Doğum kontrol hapları yumurtalık fonksiyonlarını baskılayıcı güçlü sentetik pseudo-hormonlardır. Kombine oral kontraseptif doğum kontrol hapları ethinylestradiol ve progestin içeren tabletlerdir.

Öncelikle söylemek gerekir ki, haplar gebelik önleyici olarak kullanılan değerli bir araçtı. Kadınların güvenli ve yasal doğum bir doğum kontrol yöntemine sahip olmuş olmaları açısından önemlidir. Ancak haplar artık sadece doğum kontrolü yöntemi olarak kullanılmaktan çıkmış ve menstruasyonu “kontrol” etmek üzerine kullanılır olmuştur. Aslında haplar ilk üretildiğinde doğum kontrolü için üretilmiş, fakat o dönemde doğum kontrolü yasal olmadığı için “kadınsal sorunlar” ve menstruasyonu “normalize” etmek ifadeleriyle piyasa sürülmüştür.

Bundan 50 yıl sonra bile, haplar hala menstruasyonu “normalize” etmek için kullanılmaktalar. Biraz yara bandı çözümü aslında. Güçlü sentetik östrojen hormonu vasıtasıyla sivilceleri yok eder. Yarattığı geri-çekilme kanamasıyla aslında gerçekten menstruasyon yaşamamanıza ragmen yaşıyormuşsunuz görüntüsü verir. Hapların kullanıldığı süre içinde yaşanan kanamalar bedeninizin ürettiği gerçek kanamalar olmayıp, ilaç firmalarının kanama yaşanmadığında kadınların bu durumu garipseyeceklerini düşünmelerinden dolayı kanama yaratan kimyasalları hapın bileşenlerine ekleyip 28 günlük dönemlerde menstruasyonmuş gibi gözüken kanamalar yaratılır. İlaç firmaları bu sayıyı pekala 56 ya da başka bir gün sayısı kadar da düzenleyebilirler ama normal döngü süresi kabul edilen 28’e ayarlamışlardır. Hormonlarınızın işleyişini etkisiz kılar. Kadınlar yine de hormonlarını ”düzenlemek-regüle etmek” için hapları kullanır. Haplardaki steroidleri sanki kendi gerçek hormonlarımıza eşdeğermiş gibi düşünürüz ama aslında bu oldukça yanlış bir sanıdır. Doğrusu şu ki, sentetik hormonlarımız gerçek hormonlar bile değildir. Gerçek hormonlara benzer ama aynısı değillerdir. Yani benzer molekül yapılarına sahipler ama aslında farklı moleküllerdir.

Kendi doğal progesterone hormonumuzla sentetik pseudo-hormon olan progestin arasındaki farklara bakalım mesela. Progestin, doğal hormone progesterone’a benzer molekül grubu için kullanılan genel terimdir. Içinde kendi doğal hormonumuz progesterone’a az bir şekilde benzeyen levonorgestrel ve drospirenone vardır. Progesterone ile bazı aynı etkileri olsa da birçok durumda tam tersi farklı etkilere sahiptirler. Örneğin progesterone embriyo implantasyonuna yardımcı olur ama levonorgestrel hamileliği sonlandırır. (Ertesi gün haplarında bu yüzden levonorgestrel vardır.) Progesterone saç uzamasına yardımcıdır, levonorgestrel saç kaybına sebep olur. Progesterone kan pıhtısı riskini azaltır, drospirenone kan pıhtılaşması riskini 7 kat arttırır. Progesterone beyin sağlığı ve idrak kabiliyetini geliştirir, drospirenone depresyona sebep olur. Progesterone ve östrojen kansere ve kardiyovasküler hastalıklara karşı korurken, levonorgestrel ve drospirenone meme ve karaciğer kanseri riskini arttırır.

Pseudo-hormonların bir çok yan etkileri var ama en kötü yan etkisi kendi faydalı ve değerli hormonlarınızın çalışmalarını önleyip baskılamalarıdır. Bunu yumurtlamayı baskılayarak yaparlar ki dolayısıyla östrojen ve progesterone’un tek kaynağını kapatmış olurlar. Hormonları regüle etmek yerine tamamen çalışmalarını durdururlar.

2 türlü hap vardır, bunlardan ilki ve en çok kullanılanı kombine haplardır ki 2 sentetik hormon olan ethinylestradiol ve progestin’den oluşur. Tüm kombine haplar temelde aynı şeylerdir ama östrojen dozu ve progestin türü açısından farklı markalar bulunmaktadır. Kombine hapların haricinde bir de mini-haplar vardır. Ama hapta hiç öyle mini bir durum yoktur aslında. Miniden kasıt hapın ethinylestradiol içermeyip sadece progestin içermesidir. Duruma baktığımızda hapların zaten yan etkilerinin çoğu da progestinden kaynaklanmaktadır.

birth-control-does-not-mask-the-symptoms-of-a-pregnancy

Hapların Yan Etkileri

Şimdi hapların yan etkilerine biraz daha detaylı bakalım.

Kanser

Haplar meme ve karaciğer kanseri riskini arttırır. Meme Kanseri Önleme Programı’ndan Dr.Sam Epstein’in belirttiği üzere hap kullanmayanlara oranlara yüksek östrojen içeren haplar en kötüleridir ve riski 10 kat daha arttırırlar. (Özellikle hap erken gençlik ya da 20lerin başlarında kullanılmaya başlandıysa, 2 yıl ve daha üstü kullanım olduysa, ilk hamileliğinden önce kullandıysa) Hapı bıraktıktan 1 sene sonra risk normale döner. Hapın artısı az da olsa yumurtalık kanseri riskini azaltmasıdır. Meme kanserine oranla yumurtalık kanseri çok daha az görülen bir durumdur, o yüzden çok da önemli bir fayda sayılmaz.

Kan Pıhtılaşması

Hapların üretilmesinden bu yana tüm haplarda bu risk vardır. Dr. Barbara Seaman “The Doctor’s Case Against the Pill” kitabında diyor ki “45 yıldan bu yana pek bir şey değişmedi. Tekrar ve tekrar kan pıhtılaşması sorunu önemsiz gibi gösterildi. Tekrar ve tekrar çözüm olarak yeni ve “daha iyi” ilaçlar piyasaya sürüldü. Ancak yeni jenerasyon haplardaki progestin şimdiye kadar piyasaya sürülen haplar arasında en yüksek kan pıhtılaşması riskini taşıyor. Kan pıhtılaşması riski sigara da kullanıyorsanız –ki hormonal kontraseptif kullanıyorsanız sigara içmemeniz gerekiyor- bu risk çok daha artıyor.

Depresyon

Hormonal kontraseptifler duygu durumunu etkiler. Hap ve depresyon ilişkisi henüz “resmi” olarak kanıtlanmamıştır ama bunun sebebi henüz bunun araştırılmamasındandır. Monash Universitesi’nden Prof. Jayashri Kulkarni’nin yaptığı bir küçük araştırma vardır ve progestin’in depresif etkisini bulmuştur. Dediğine göre “Depresyonun başlaması hapı ilk kullanmaya başladığınızdan günde de oluşabilir ya da kullandığınız 1 yıllık süre içinde de.”

Konuyla ilişkin araştırma ya da kanıt çok net bulunmasa da, haplar paket içeriklerine depresyonu bir yan etki olarak eklemişlerdir.

Libidoda Azalma

Yine ne yazık ki bu konuyla ilgili bilimsel çok az araştırma olsa da, haplar libidoda azalmaya sebep olurlar çünkü testosterone hormonunu azaltırlar. Libidonun tekrar yükselmesi bazı raporlarda göre ayları ya da bazen yılları bulabildiği belirtilmiştir.

Saç Dökülmesi

Progestin levonorgestrel’in yüksek androjen indeksi vardır yani androgenic’tir. Androgenic (testosterone-benzeri, erkeğe özgü özellikler) olması dolayısıyla saç dökülmesine neden olur. Saç foliküllerini minyatürize eder. Bu yavaş bir süreçtir. Saç dökülmesini fark etmeniz için aylardır hap kullanıyor olmanız gerekir.

Bunların haricinde;

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir araştırmaya göre HPV virüsü taşıyan ve 5-9 yıl gibi bir süredir hap kullanan kadınların kullanmayanlara oranla servikal kansere yakalanma oranları 3 kat daha fazladır. HPV 20li yaşlardaki kadınların 1/3’i etkilemektedir.

Hap kullanan ve migren baş ağrıları yaşayan kadınların felç geçirme olasılıkları kullanmayanlara oranla 2 ila 4 katı fazladır.

Hap kullanan ve sigara içen kadınların kalp krizi geçirme riskleri kullanmayanlara oranla 12 kat daha fazlayken, beyin kanama riskleri de 3 kat daha fazladır.

Haplar insülin direnci ve uzun vadede diyabet ve kalp hastalıkları riskini de arttırmaktadır.

Emzirmeye Etkileri

Özellikle östrojen içeren kontraseptifler süt üretimi hali hazırda iyi bir şekilde oluşmuş olsa bile hap kullanımıyla birlikte düşük süt üretimi ve emzirmenin kısalmasına sebep olmaktadırlar.

Hapları Bıraktıktan Sonra (Post-Pill)

Akne ve Sivilceler

Haplar kullanıldığı süre boyunca sivilecelerden kurtulmak konusunda harika işe yararlar çünkü sentetik östrojen cilt yağlarını ve yağ bezlerinin meydana getirdiği salgı olan sebumu baskılarlar. Ancak sorun şu ki cildiniz bu güçlü östrojene bağımlılık oluşturur ve hapı bıraktığınızda sivilceler geri döner ve hatta hap kullanımı öncesine kıyasla çok daha fazla bir şekilde. En kötü dönem hapı bıraktıktan sonraki 3 aydır. Normal menstruasyonunuz dönüp de bedeniniz kendi östrojenini salgılamaya başlayınca sivilceleriniz de azalmaya başlayacaktır. Haplardan önce sivilce probleminiz vardıysa, hapı bırakmadan birkaç ay önce doğal sivilce tedavilerine başlamanız iyi bir fikir olabilir.

PMS

Hap kullandığınız süre boyunca PMS yaşamıyordunuz muhtemelen çünkü hap kullanırken yukarda yazdığım sebeplerden aslında gerçekten kanamalarınız olmuyordu. Sentetik östrojeni bıraktığınızda bazı PMS semptomları hissetmeye başlayabilirsiniz.

Menstruasyon Görmeme

Bazı kişiler hapı bıraktıktan sonra bir süre mens yaşamamaya başlayabilir. Bu çok da şaşırtıcı değil aslında çünkü uzun zamandır yumurtalıklarınız baskılanmış haldeydiler. Tekrar çalışmalarını sağlamak her zaman çok kolay olmayabilir. Burada sorulacak soru hapa başlamadan önce menstruasyonunuzun nasıl olduğudur. Haptan önce menstruasyonunuz normal ve düzenli idiyse o zaman hap sonrası amenorrhea yaşıyorsunuzdur. Eğer zaten hap kullanımı öncesinde de menstruasyon görmüyorduysanız o zaman uzun süredir orada olan ve altta yatan bir sorunu hap ile baskılamışsınız demektir. Geri dönüp duruma bakmak ve incelemek gerekir.

Doğurganlık

Avustralya’da tüp bebek programlarında yer alan kadınlar üzerine yaptığı çalışmada Renate Klein, bu kadınların kısırlıklarının çoğu zaman daha önce kullandıkları doğum kontrol araçlarından kaynaklandığını bildirmiştir.

Son olarak,

Kadın için istenmeyen gebeliklerin ne kadar büyük tramvalar yaratabileceğini biliyorum, sonuç gerek istenmeyen gebeliği sonlandırmak gerekse de bebeği doğurmak olsun. Gebelik önlemek amacıyla kullanılabilecek başka türlü yollar ve araçlar mevcut ve ama bu araçları kullanamayan ya da ulaşamayan kadınlar için tabi ki doğum kontrol hapları çok değerli ve önemli.

Ancak hormonları “regüle” etmek, kist ve benzeri yumurtalık ve rahim sorunları gibi farklı rahatsızlıklar için haplar yerine şahsen başka doğal çözümlerin ve yaşam kalitesini artıracak yolların araştırılmasını tavsiye ederim.

Yazıyı sonlandırmadan önce söylemek istediğim bir şey daha var. Nerede okuduğumu hatırlayamadığım menstruasyon konusunda uzman bir naturopatik doktor diyor ki, erkek kontraseptif hapları için gerekli teknoloji mevcut. Testosterone ve sperm üretimini durdurabilecek ilaçlara sahibiz. Ancak bu ilaçlar hiçbir zaman piyasaya sürülmedi. Neden? Çünkü üreticiler biliyor ki erkekler asla böyle birşeyi kullanmaz, asla hormonlarını baskılayıcı bir şeye evet demezler. Asla depresyon ve düşük libido gibi yan etkileri olabilecek bir şeyi kabul etmezler. Dürüst olmak gerekirse neden kabul etsinler ki?

Peki biz neden kabul ediyoruz??

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir