Hormonal Dengeyi Sağlamak için Tohum ve Çekirdek Rotasyonu

Karaciğerlerimizin aslında bedenimizde dengeyi sağlamakla, detoks yapmakla ve hormonları metabolize etmekle harika bir iş yapmakta ama karaciğerimiz optimal seviyede çalışmadığında, östrojenin bedenden atılımı yavaşlamakta ve bu da hormonların bedenimizde tekrar dolaşımına (*) sebep olup istenmeyen semptomlara neden olmaktadır.

Bundan uzun zaman öncesine kadar kadınlar hem daha erken hamile kalarak hem de daha uzun süre emzirerek doğal östrojene daha az maruz kalmışlardır. Buna ek olarak atalarımıza kıyasla çok daha az fiziksel aktivite içerisindeyiz, diğer yandan zenöstrojenler (östrojen taklidi yapan yapay hormonlar) ve endokrin sistemin gelişimi ve fonksiyonunu değiştiren endokrin bozuculara daha fazla maruz kalıyoruz. Tüm bunlar da hormonal ekolojimizin bozulmasına sebep oluyor.

Birçok kadın şişkinlik, sancılar, bel ağrısı, migren ve yorgunluk gibi PMS semptomlarını sürecin “normal” bir parçası olarak kabul edip hayatlarına devam etmeye çalışıyor. Oysa ki bunlar sürecin normal bir parçası değil, hormonal dengesizliğin işaretleridir.

Döngülerimizde her hormondan doğru miktarda olması önemlidir, ne çok fazla ne de çok az. Fazla östrojen depresyona, PMS semptomlarına ve düzensiz menstruasyona, memelerde hassasiyete, duygu durum değişikliklerine, kilo alımına, fibroidlere, meme ve yumurtalık kistlerine neden olurken, çok az östrojen ise hiç yumurtlamamaya neden olur. Progesterone’a kıyasla yüksek seviyedeki östrojen aynı zamanda endometriosis, aşırı bel bölgesi yağlanması, düşük libido ve hatta meme kanseriyle de ilişkilidir. Progesterone eksikliği ise düzensiz menstruasyon, yorgunluk, anksiyete, uykuya dalamama, menstruel baş ağrıları ve düşüklerle ilişkilidir. Bebek sahibi olabilmek ve hamileliği devam ettirebilmek için tam kararında miktarda progesterone’a ihtiyaç vardır.

Hormonları doğal yollarla tekrar dengeye kavuşturmada kullanılabilecek yöntemlerden biri ise tohum rotasyonudur. Yani döngünüz boyunca dönüşümlü şekilde bazı tohumları ve çekirdekleri günlük kullanımınıza dahil etmektir. Keten tohumu, kabak çekirdeği, susam ve ay çekirdeğini döngünüzde doğru zamanlarda tükettiğinizde hem fazla oranda bulunan hormonların eliminasyonu için bedeninizi desteklersiniz hem de yetersiz hormonların seviyesini artırırsınız.

Keten tohumu ve kabak çekirdeği döngümüzün östrojen baskın olduğu dönemde bizi desteklerken, susam ve ay çekirdeği ise progesteron yoğun olan dönemde bedenimizi destekler.

Keten tohumu ve kabak çekirdeği omega-3 doludur ve hormonlarımızın olması gerektiği yere getirmeye ve sağlıklı hücre reseptörlerini sağlamaya yarar. Keten tohumu ayrıca antioksidan gibi davranan maddelere sahiptir ve bedendeki ekstra östrojenik aktiviteyi bloke eder. Keten tohumu aynı zamanda hormonla ilişki kanserler olan meme ve prostat kanserlerinin hem önlenmesinde hem de tedavisinde destek olarak kullanılır.

Susam ve ay çekirdeği ise omega-6 içerir ve progesterone üretimini uyarır, aynı zamanda zengin çinko kaynaklarıdır ki bu da üreme sistemi için gereklidir. Ay çekirdekleri selenyum açısından da zengindir ki bu da tiroid hormonu dönüşümü ve karaciğer detoksu için çok önemlidir.

Sesame, flax, pumpkin and sunflower seeds in wooden spoons
Sesame, flax, pumpkin and sunflower seeds in wooden spoons

Hormonal dengenin yeniden kazanılması için tohum rotasyonu şu şekilde kullanılır:

(Döngünüzün 28 gün olduğunu farz edersek – eğer daha fazla ise döngü süreniz ona göre revize edebilirsiniz)

Menstruasyonun 1.günü ile 14.günleri arası (yani ilk yarısı)Foliküler fazda endometriumun yani rahim çeperinin oluşması için daha fazla östrojene ihtiyaç duyarız.

– Günde 1 yemek kaşığı çekilmiş keten tohumu

– Günde 1 yemek kaşığı çekilmiş kabak çekirdeği

15.ve 28.günler arası (döngünün ikinci yarısı)Luteal fazda corpus luteum progesterone salgılamaya başlar. Bu seks hormonu implementasyon için rahmi hazırlamaya başlar.

– Günde 1 yemek kaşığı çekilmiş susam

– Günde 1 yemek kaşığı çekilmiş ay çekirdeği

Bu kadar basit! 🙂

Tabi ki hormonlarla ilgili herşeyde olduğu gibi büyük değişimler görebilmek için 2-3 ay boyunca buna devam etmek gerekir ama yine de birçok kadın bu süreden önce değişiklikler görmektedir.

Tohumların kullanımıyla ilgili şunları da eklemek önemli diye düşünüyorum. Tohumlarınızı çiğ ve çekilmemiş şekilde satın alıp evde kendiniz çekin-bir kahve makinesi ya da blenderda. Hem çekilmiş tohumlar çok daha çabuk bozulur ve rafta ne kadar süredir kaldığını bilemezsiniz hem de keten tohumu gibi tohumlar çekilmemiş haldeyken bedenden sindirilmeden geçip giderler. O yüzden çekilmemiş şekilde alıp evde kendiniz çekin ve ardından buzdolabında saklayın. Çektiğiniz tohum ve çekirdekleri smoothie’lere, salatalara, çorbalara, çiğ atıştırmalıklara ekleyebilirsiniz, susamı tahin şeklinde tüketebilirsiniz, keten tohumunu yumurta yerine tariflerinizde kullanabilirsiniz.

Kendinize 1 hafta yetecek kadar kabak çekirdeği+keten tohumu karışımı ile ay çekirdeği+susam karışımını önceden hazırlayıp dolaba atabilirsiniz, böylece her gün uğraşmanız gerekmez. Bu karışımlardan günde 2 yemek kaşığı alıp kullanabilirsiniz.

* Östrojen Detoksifikasyonu

Östrojen detoksu 2 aşamalı bir süreçtir. Öncelikle, karaciğeriniz östrojeni küçük bir moleküle ekleyerek inaktive eder. Bu sürece konjugasyon/birleşme denir. Etkili bir şekilde östrojeni konjuge edebilmek için karaciğerinizin iyi beslenmeye ihtiyacı yani yeterli miktarda folat, B6 ve B12 vitamini, çinko, selenyum ve amino asitlerden glycine ve methionine’e ihtiyacı vardır.

Karaciğerdeki östrojen konjugasyonu alkolden oldukça etkilenir. Bu yüzden günde 1 bardaktan fazla içki içen kadınlarda östrojen seviyesi daha yüksektir.

Östrojen konjugasyonu endokrin-bozucu toksik kimyasallardan da etkilenir.

Detoksun diğer adımı ise, konjuge olmuş olan östrojenin bağırsaklar vasıtasıyla elimine edilmesidir. Bunun için de sağlıklı bir bağırsak florasına ihtiyaç vardır. Sağlıklı bağırsak bakterileri konjuge olmuş östrojene dışkı vasıtasıyla yol gösterirler. Sağlıksız bağırsak bakterilerinin ise östrojeni dekonjuge etme (yani molekülden ayırma) huyları vardır. Bu da östrojenin yeniden aktive edilip kan akışına yeniden karışması demektir. Östrojenin bağırsaklardan yeniden absorbe edilmesi çok sık görülen bir durumdur. Bu durum doğum kontrol hapları ve antibiyotik kullanımı ile bağırsak florasının bozulmasından sonra görülür.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir