Menstrual Döngülerimizle Uyumlu Yaşamak

İki gün önce facebook hesabımdan, kadın arkadaşlarıma kadın enerjileriyle bağlantıda kalmak, içgüdülerine güvenmek ve kadınsı bilgeliklerini ortaya çıkarmak için neler yaptıklarını, ne gibi pratiklerleri ya da ritüelleri olduğunu sordum.

Gelen cevapların her biri birbirinden ilham verici ve heyecanlandırıcıydı. Umuyorum ki mesajları okuyan diğer kadınlar için de aynı derecede ilham verici olmuştur. Her birini not ettim bir kenara. Çokça yazdık, konuştuk ama belli başlıklar halinde aktaracak olursam gelen cevaplar arasında kadın çemberleri açmak, çemberlere dahil olmak, rahimleriyle konuşmak, rahim meditasyonları yapmak, rüya günlükleri tutmak, yazmak, dans etmek, toprağa kanlarını bırakmak, doğayla ilişkide olmak, ayla uyumlu yaşamak, sevişmek, doğurmak, emzirmek, dua etmek, sunaklar hazırlamak, evlerini temizlemek, nefes çalışmak, doğumlara yardım etmek, hayal kurmak, kapris yapmak, kapılarının açılmasına, bardaklarının doldurulmasına izin vermek, tarot kartlarıyla çalışmak, Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı okumak, eril yanlarını keşfetmek, eril ve dişil yanlarını onurlandırmak, hamamlara gitmek, bitkilerle çalışmak ve ay günlüğü tutmak vardı.

Benimse bir süredir dişil enerjimle bağlantıda olmak ve kadın bilgeliğimi ortaya çıkarmak (ya da iç sesime daha da güven duymak) için üzerinde yoğunlaştığım konu rahim ve menstruasyon. Kendi bedenimde araştırmaya başladığım ve dişil enerjimle bağlantımı kuvvetlendirmek üzere yaptığım uygulamalardan birisi Ay Günlüğü tutmak ve döngülerimi daha yakından incelemek.

Flora’yı doğurduktan 14,5 ay sonra menstruasyonum geri geldi ve ben hayatımda ilk kez bu kadar coşkuyla karşıladım ay halimi. O zamana kadar benim için hep sancılı, ağrılı ve mutsuz bir durumdu kanıyor olmak. Harika bir rahatlama duygusu ile birlikte inanılmaz bir enerjinin aktığını hissettim. Uzun zamandır daha kadın hissettiğim bir an olmamıştı. Açıkçası nasıl oldu da böyle hisler geldi bilmiyorum. En son (ve aslında belki de ilk kez) hamileyken-karnım büyümeye başladığında çok kadınsı hissetmiştim. Ardından da tam da umduğum şekilde bebeğimi doğurabildiğimde içimdeki gücün perçinlenerek büyüdüğünü. Ondan sonraki süreçte uykusuzluk, yorgunluk ve bitkinlikle geçen 1 sene boyunca hiç öyle kadın gibi filan hissetmedim 🙂 İşte ta ki Flora 14,5 aylık olduğunda tekrar kanamaya başlayana kadar. Bu süreçte kadınlar özelinde bitkisel tıp eğitimi almaya başlamam, ay halimle barışık oluşum, pelvik taban çalışmalarım, konu üzerine sürekli okuma ve kafa yorma halim içimdeki yaratıcı enerjiyi de perçinledi ve bildiğiniz üzere kadınlarla ilgili türlü çalışmalar hazırlamaya başladım.

Ay Günlüğü tutmaya başlamak benim için çok ama çok dönüştürücü ve hayatımı kolaylaştırıcı bir uygulama oldu. Bu yazıda biraz bu konudan bahsetmek istiyorum.

Kadınlar doğaları gereği değişken varlıklar. Döngülerimiz (adı üstünde ‘döngü’) de statik hayatlar yaşamadığımızın bir kanıtı aslında. Döngüler hayatımızı statik yerine dinamik bir şekilde yaşamamızı ve döngülerimizin her çeyreğinde farklı ve saklı olan feminen gücümüzün hediyelerini araştırmamızı talep ediyor.

Menstruasyon ve kadınlar üzerine yoğun çalışmalar yapan Miranda Gray diyor ki “çalışma haftalarının” kısa bir dinlenme dönemi ile bölündüğü (“haftasonları”) erkekler tarafından oluşturulmuş solar aylar yaşıyoruz. Halbuki kadınların doğal pattern’i üç hafta “on” ve bir hafta “off”tur. Lunar aya haftasonlarını bir araya eklesek ay halinizde dinlenmek, kapanmak, dengelenmek ve yeniden hazır olabilmek için ihtiyacımız olan 5 günümüzü elde edebiliriz. Ama yine de dedikleri gibi, erkeklerin dünyasındayız.

Yine de buna rağmen dünya değişiyor. Kadınların döngüleriyle ilgili farkındalık yayılıyor. Japonya 1947’de Tayvan ise 2013’te kadınlara menstrual izin hakkını getirmiş. Endonezya’da menstruasyon döneminde kadınlar 2 gün izin alabiliyor, aynı şekilde Güney Kore’de de. Düşünebiliyor musunuz?! Kadınlar menstrual döngüleri çerçevesinde hayatlarını düzenleyebiliyorlar. Gayet gerçek ve hiç de feminist bir ütopik hayal değil.

Menstrual döngümüzün fazlarını (enerjetik, fiziksel, ruhsal, duygusal) bildiğimizde bu dönemdeki enerji durumumuzu ve ruh halimizi görerek ihtiyaçlarımızı belirlemek ve o ihtiyaçlara göre günlük yaşamımızı şekillendirmek çok daha kolay oluyor.

Farkındalıkla yaşamak yani.  Bedenlerimiz sürekli bir değişim halinde. Bazı dönemler çok enerjik, bazı dönemler kontrolü kaybetmiş, bazı dönemler fırtınada savrulur gibi hissettiğimiz oluyor. Döngülerimizin tekrarlayıcı doğalarını fark etmeye başladığımızda kurban rolünden çıkıp gelen günleri bir macera gibi karşılamak daha mümkün.

Moon Time kitabında Lucy Pearce bu dönemleri çok güzel açıklamış. Önce fazlara ve üzerimizdeki etkilerine bakalım.

IMG_3797

Menstruasyon

– Kanamamızın ilk günü döngümüzün ilk günüdür. Genelde 4-6 gün arası sürer.
– Mens sırasında enerjimiz çekilir ve daha içe dönük oluruz. Mümkün olduğunca geri adım atmanın zamanıdır. Olabiliyorsa kendi başınıza çalışın. Çok fazla konsantrasyon gerektirmeyen aktiviteleri yapın. Bu dönemde büyük kararlar almak için kendinizi ekstra stres altına sokmayın. İşyerinde uzun bir öğle yemeğine çıkabilmek, işten eve erken dönmek ya da yarım günü evde çalışarak geçirmek gibi bir şansınız varsa değerlendirin.
– Sağ ve sol beyin arasındaki zarın inceldiği bir dönemdir ve böylece sağ ve sol beyin daha bağlı ve ilişki halindedir. Sezgisel düşüncelere ulaşmak daha kolaydır. Bu dönem aslında eski toplumlarda kadınların gündelik hayattan çekilip sezgisel güçleriyle bağ kurduğu ve vizyonlar sunduğu dönemdir. Siz de kanamanız boyunca daha sezgisel, vizyoner ve değerlendirici, öngörücü yanınızla ilişki kurabilmek için kendinize zaman ve alan yaratın.
– Kan şekeri seviyenizi dengede tutmak için besleyici gıdalar tüketin. Soğuğa maruz kalmayın.

Yumurtlama Öncesi

– Östrojen hormonunda artış başlar.
– Libidonun artmaya başladığı bir dönem.
– Hormonlarımızda yükseliş başlar ve yeni şeylere daha açık oluruz. Muhtemelen daha sakin, açık, dinamik, net, enerjik ve şevkli hissediyor oluruz. Yüksek seviyede zihinsel ve fiziksel aktivite için gerekli kapasitemiz vardır. Menstruasyon dönemi boyunca bir kenara bıraktığınız aktivitelere/işlere dönmek ya da yeni projeler ve işbirlikleri için iyi bir zaman. Önünüzdeki ay için beyin fırtınası yapın ve yapılacaklar listenizi hazırlayın.
– Bahar temizliği bir nevi. Yeni ve taze bir şeye başlamak için çok uygun bir zaman: sağlıklı beslenme, spor, yeni bir aşk!

Yumurtlama

– Aşağı yukarı 12-16.günler arasında yumurtalığımızdan bir yumurta bırakılır. (genelde her ay başka bir kanaldan yumurta bırakılır)
– Çiğ yumurta beyazına benzeyen bir vajinal akıntı görülmeye başlanır. Renksiz, açık, esnek ve kaygandır. Tuvaletten sonra iç çamaşırınızda ya da tuvalet kağıdında görürüz. Genelde yumurtlamadan 2-3 gün önce görmeye başlarız. Bu mukusun fonksiyonu spermi hızlıca rahmimizden yumurtamıza doğru göndermektir. Süper doğurgan olduğumuz bir döneme işaret eder.
– Östrojen ve progesterone hormonunda artış olur.
– Hormonlardaki artış ifade becerilerimizi ve iletişim yeteneğimizi artırır. Oldukça kendimize güvendiğimiz ve enerjik olduğumuz bir dönem. (Bu yazı 5-6 gündür aklımdaydı ama tam da yumurtladığım dönemde ifade bulmak istedi :)) Büyük eventler ve açılışlar için süper bir zaman! Bir süredir beslediğiniz projeleri doğurmanın vakti.
– Yaratıcı gücünüz yüksek seviyede olduğu için gece geç saatlere kadar çalışabileceğiniz ve ilhamın aktığı bir dönem. Önemli toplantılar organize edebilirsiniz. Yine de kendinize aşırı yüklenmeyin.
– Tabi ki bu dönem libidomuzun en yüksek olduğu dönemdir.
– Diğer kadınlarla uyum hali hissedilir, özellikle de annelerle. Kadınlardan gelen yorumlara daha açık olunur.
– Çok enerjinizi alan aktiviteleri bu dönemde yapın – buna talepkar aile ziyaretleri de dahil.
– Önünüzdeki hafta buzluğa atmak için yiyecek hazırlığına girişmek iyi bir fikir olabilir çünkü bu haftadan sonra içinizden pek bir şey hazırlamak muhtemelen gelmeyecek.

Menstruasyon Öncesi

– Kanama başlamadan önce 6-10 gün boyunca sürer.
– Döllenme olmadıysa progesterone ve östrojen seviyesi düşer. Hormonlardaki bu düşüş genelde PMS semptomları yaşanmasına sebep olur.
– Yüksek enerji ve iletişim gerektiren işleri azaltmaya başlayın. Bedeni zorlayıcı aktiviteleri planlamayın. Uzun yolculuklar yapmamaya çalışın.
– Gergin ve huzursuz hislerin ortaya çıktığı bir dönem. Mümkün olduğunca kavga etmemeye ve köprüleri yakmamaya çalışın. Herhangi bir karar almadan önce arkadaşlarınızla ya da eşinizle paylaşın.
– Çok fazla konsantrasyon gerektirmeyen daha idari işlere odaklanın. Daha erken yatın ve uzun uyumaya çalışın. Geç saatlere kalan toplantıları ya da gece gezmelerini erteleyin.

Fazları ve fazların getirdiklerini/getireceklerini bilmek dediğim gibi ihtiyaçlarımızı belirlemek ve o ihtiyaçlara göre günlük yaşamımızı şekillendirmek için önemli.

Hangi fazda olduğunuzu bilmek için de bir Ay Günlüğü tutmanızı tavsiye ederim. Menstruasyonunuzun 1. gününü ilk gün olarak işaretleyip mümkün olduğunca her gün için duygusal, fiziksel, enerjetik durumunuzu ve rüyalarınızı not ettiğiniz bir günlük (ve tabi libido seviyenizi). Böylece döngünün tekrlarlayan yapılarını görebilir ve hayatınızı olabildiğince buna göre şekillendirmeye gayret edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir