Stres ve Stresle Baş Etmede Bitkisel Çözümler

Dünyaca ünlü ebe, herbalist ve Yale mezunu bir doktor olan Aviva Romm ile 400 saatlik bir eğitime başladım bir süre önce. Kadınlar için Bitkisel Tıp Eğitimi. Ergenlikten menopoza kadar olan tüm süreçlerde (doğurganlık, doğum ve doğum sonrası da dahil) kadınların karşılaşabileceği her türlü rahatsızlık ve hastalıkların bitkisel tedavi yöntemleri üzerine oldukça kapsamlı bir eğitim. Heyecanla devam ediyorum. Bu süreçte de öğrendiklerimi buradan paylaşıyor olacağım.

İlk yazı hayatımızdaki stres unsurları (gerek fiziksel gerekse duygusal) için kullanabileceğimiz bitkisel desteklerle ilgili gelsin.

Stres hayatımızın bir parçası ve gerçeği. Stresin bir miktarı (pozitif ya da negatif stres unsurları olsun) genel sağlık ve performansımız artırmaya yarıyor. Ancak uzun süreli ya da devamlı stres altında olmak bedende yıpranmaya neden olarak çok sayıda sağlık problemlerine yol açıyor. Bunlardan bazıları üreme sorunları, endokrin bozuklukları, insülin direnci, obezite, kronik yorgunluk sendromu, kardiyovasküler hastalıklar, kemik erimesi, otoimmün hastalıkları, bilişsel bozukluklar, tiroid sorunları, kronik anksiyete, postpartum depresyon ve depresyondur.

Araştırmalara göre özellikle biz kadınlar bu rahatsızlıkları daha çok deneyimliyoruz (Şaşırdık mı? Tabi ki hayır!). Stres bu rahatsızların tek sebebi değil ama birçok sorunun altında yatan sebep. Çevresel toksinler, radyasyon, trafiğin durumu ya da kontrolümüzün dışında olan diğer faktörlere kıyasla, en azından stresi minimize edebilme yeteneğimiz var.

Stres ve buna bedenimizin verdiği tepkiye bilimsel açıklamalarla bakalım önce. Bedenimizde gerçekleşen her türlü değişikliğe karşı var olan dengeyi korumaya çalışma durumuna homeostaz deniyor. Vücut ısısı, kan basıncı, kan şekeri vb. gibi durumları istikrarlı bir denge düzeyinde tutma eğilimi yani. Bu sayede organizma sağlıklı bir biçimde yaşamını sürdürüyor. Tam Türkçesi dinamik öz-düzenleme.

Örneğin, yediğimiz besinler sonucu fazla glikoz aldığımızda kandaki şeker oranını artar. Yani şeker dengesi bozulur. Vücudumuz dinamik öz-düzenlemesini devreye sokarak, insülin salgılayıp fazla şekeri hücrelerde depolar. Böylece kan şekeri miktarı normale döner ve denge yeniden sağlanır.

Stres kaynakları homeostaza tehdit iken, adaptif tepkiler ise homeostazı yeniden oluşturmayı hedefleyen karşı kuvvetlerdir. Stres tepkisi yakın zamanlarda allostaz olarak adlandırılmış. Yaşanılan stres durumlarında allostaz devreye girer ve homestazın korunmasını sağlar. Allostaz, olağanüstü durumlarda fizyolojik ya da davranışsal değişim sayesinde uyumu sağlamak için devreye giren bir sistemdir. Homestaz ve allostaz mekanizmaları beyinde hipotalamus tarafından kontrol edilir.

Allostazın düzenleyici aracı maddelerinden bazıları kortizol ve adrenalindir. Bu aracı maddeler stres kaynaklarına ya da yaşam faktörlerine (diyet, uyku, egzersiz gibi) cevaben tepki olarak devreye girdiğinde adaptasyonu sağlar ve genelde faydalıdırlar. Ancak stres kaynağı ortadan kalktıktan sonra bile bu aracılar kapatılamadığında ya da aşırı kullanıldıklarında kümülatif değişimler bedende yıpranmaya ve allostatik yük denen şeye yani bedende ve beyinde aşırı yüklenmeye neden olur. Bu ve benzeri hormonların çok fazla salgılanması bizi strese karşı korumaktan çok, beyne ve vücudun diğer kısımlarına zarar vermeye başlar. Bu da birçoğumuzun yaşadığı adrenal yorgunluk diye bildiğimiz rahatsızlığa sebep olur. Stres etkisinde gelişen nöropsikiyatrik, endokrinolojik ve immunolojik hastalıkların altında yatan neden olarak da bu allostatik yük görülmektedir.

Stresle doğal yollarla baş edebilmek, sistemi destekleyebilmek için bitkisel tıpta sıklıkla kullanılan bitki türlerine adaptojenler deniyor. Adaptojenler, geleneksel Çin tıbbı ve ayurvedik tıpta iyilik halimizi sağlayabilmek için yüzyıllardır kullanılıyor.

Adaptojen kelimesi de bu bitkilerin hayatımızdaki strese adapte olabilmemize yardımcı olmaktaki eşsiz becerilerinden geliyor. Bunu da adrenal stres tepkisini normalize ederek ya da regüle ederek yapıyorlar.

Günlük hayatın gereksinimleriyle yeterli şekilde baş etmesi için bedene destek verirken, bir yandan enerjimizi artırıp aynı zamanda da sakinlik getiren bu bitki grubunun aynı zamanda antioksidan ve antienflamatuar etkileri de vardır.

İster aşırı adrenal uyarılmasından şikâyetçi olun, ister adrenal yorgunluktan; her şekilde işe yarıyorlar ve Aviva Romm’un dediği gibi sadece adaptasyonumuza yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda bizim biokimyasal ihtiyaçlarımıza da kendilerini adapte ediyorlar!

Genelde 3 ay ve üzeri düzenli kullanımlarda etkileri daha rahat görülüyor. (1 yıla kadar da uzatabilirsiniz güvenli kullanım sürelerini)

Most-Powerful-Herbal-Adaptogens1

Aviva Romm’un özellikle kadınlar için önerdiği 6 adaptojen bitkiye bakalım şimdi:

AshwagandaWithania somnifera: (hint ginsengi, kış kirazı (winter cherry) veya yalancı güveyfeneri)

Özellikleri: Enerji artırıcı, hafıza ve öğrenmeyi destekleyici, libido artırıcı, erken yaşlanmayı önleyici. Sakinleştirici ve antienflamatuar. Kaliteli uykuyu destekleyici, anksiyeteyi azaltan, enflamasyonu azaltıcı ve bağışıklığı güçlendirici.

Doz: Kapsül formda günlük 3-6 gr ya da tentür formda suya günde 3 kez 2-4 ml (20-80 damla)

Uyarılar: Hamilelikte kullanılması önerilmiyor. Yatıştırıcı ve ağrı kesicilerle kullanmaktan kaçının.

RhodiolaRhodiola rosea: (altın kök)

Özellikleri: Güçlü bir zihinsel performansı ve sakin bir duygu durumunu destekler. Optimal bağışıklık ve hormonal dengeyi düzenleyici. Anksiyete için en önemli adaptojenlerden. Zihinsel ve fiziksel staminayı geliştirir. Uykuyu düzenler, irite hali azaltır. Bağışıklığı güçlendirir, nezle ve enfeksiyonların sıklığını azaltır. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyaljinin tedavisinde kullanılır. İştahsızlığa faydalıdır. Kronik stres kaynaklı baş ağrıları tedavilerinin bir parçası olarak kullanılır.

Doz: Kapsül formda günlük 200-400 mg ya da tentür formda suya günde 2-3 kez 2-3 ml (40-60 damla)

Uyarılar: Manik davranışlı bipolar depresyon rahatsızlığı varsa kullanmaktan kaçının.

Holy BasilOcimum tenuiflorum: (hint fesleğeni, kutsal fesleğen)

Özellikleri: Enerjiyi artırır, yorgunluğa iyi gelir, antienflamatuar ve antioksidan etkileri vardır. Kan şekerini, trigliseridi ve kolesterolü düşürür. Karaciğeri korur. Nikotin eksikliğine bağlı olarak gelişen yoksunluk hislerinde destekleyicidir.

Doz: Tentür formda günde 3 kez suya 2-4 ml (40-60 damla)

Uyarılar: Bilinen bir uyarı yok.

ShatavariAsparagus racemosus:

Özellikleri: Ayurvedik tıpta ‘Bitkilerin Kraliçesi’ olarak geçer. Destekleyici, sakinleştirici, hormon düzenleyicidir. Duygu durumunu etkileyen birçok hormonel dengesizliğe iyi gelir. Adet öncesi sendrom ve menopoz gibi. Vajinal kuruluk, düşük libido, menopoz öncesi uyku problemlerinde ve aynı zamanda doğurganlık toniği olarak da kullanılır. Bağışıklığı destekler, insülin sekresyonunu geliştirir, gastrik asiditeyi azaltır ve strese bağlı ülserin önlenmesinde faydalıdır. Östrojenik ve kolesterol düşürücü etkileri vardır.

Doz: Tentür formda günde 2-3 kez suya 2-4 ml (40-80 damla)

Uyarılar: Östrojen reseptör pozitif kanser geçmişiniz varsa kullanmaktan sakının.

EleutheroEleutherococcus senticosus: (sibirya ginsengi)

Özellikleri: Zihinsel performansı, konsantrasyonu, enerjisi, dayanıklılığı artırıcı. Stres ve yorgunluğu azaltıcı, insomnia için faydalı, bağışıklığı geliştiricidir. Anaboliktir yani kas üretimine yardımcı olur.

Doz: Kapsül formda 2-3 gr günlük ya da tentür formda suya günde 2-3 kez 2-4 ml

Uyarıları: Nadiren de olsa kullanımının insomniaya sebep olduğu bildirilmiştir. İnsomniadan şikayetçi iseniz ya başka bir adaptojen seçin ya da öğleden önce kullanın. Yüksek tansiyonu olanlarda kullanılması önerilmez.

Reishi Mushroom: (reishi mantarı)

Özellikleri: Adrenal fonksiyonun destekleyicisi olarak Çin tıbbında önemli yere sahiptir. Bağışıklığı destekler, enflamasyonu azaltır, nezle ve enfeksiyonlara direnç geliştirir. Sinir sistemini sakinleştirir, derin ve restoratif uykuyu destekler.

Doz: Kapsül formda günde 3-9 gr ya da tentür formda günde 2-3 kez suya 2-4 ml

Uyarılar: Pıhtı önleyici ve tansiyon düşürücü ilaçlarla birlikte kullanmaktan kaçının.

Adaptojenlerle ilgili genel uyarı: Yeterince arastirma olmadigi icin hamilelik doneminde kullanilmasi onerilmiyor.  Ancak emzirme surecinde kullanılmaları ile ilgili bir sıkıntı yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir