Yeri Değişmiş ya da Sarkmış Rahim ile Pelvik Taban Sorunları Üzerine (ve Ikınmanın Etkileri)

Bugün kadınları ilgilendiren sorunlardan ikisini inceleyip bir de tanıtım/duyuru yapacağız 🙂 

Bunlardan biri pelvik taban sorunları diğeri ise (ki bu pelvik taban sorunları kapsamında) rahmin olması gerektiği yerde olmaması ya da sarkması.

Kadınların üçte biri ya da daha fazlası pelvik taban sağlığı ile ilgili problemler yaşarken yine kadınların en az %80’inin rahmi olması gerektiği yerde değil. Rahim öne, arkaya, yana yatmış veya aşağıya vajinal bölgeye doğru sarkmış durumda. Ve bu sarkma sorunu sadece ileri yaşlarda olan ya da doğum yapmış kadınlara özgü bir durum değil.

Mayalı ebeler ve şifacılar, kadın rahatsızlıklarının çoğunun olması gerektiği yerde olmayan bir rahimden kaynaklandığı konusunda hemfikirler. Normal olarak rahim, pelvisin ortasında, pubik kemiğinin yaklaşık 3.5-4 cm üzerinde, idrar torbasına hafifçe yaslanmış olarak durur. Rahmin bu konumu kaslar, vajen duvarı ve rahimi pelvisin ön, arka ve yan duvarlarına bağlayan ligamentler tarafından sağlanır ve korunur. Rahim ligamentleri, içerde fetüsün büyümesine olanak verecek şekilde esneyebilmekte, ayrıca idrar torbası veya kalın bağırsaklar dolu olduğunda da serbestçe hareket edebilmektedirler. Bu ligamentler ve kaslar zayıflayıp gevşeyerek rahmin aşağıya doğru sarkmasına; öne, arkaya ya da her iki yana doğru yatmasına sebep olabilirler. Bu pozisyonların herhangi birinde gözlemlenen rahim, sarkmış veya eğilmiş olarak tanımlanmaktadır.

Doğru yerinde bulunmayan rahimden kaynaklanabilen sorunlar arasında,

Sancılı/düzensiz menstruasyon, • Doğurganlık sorunları/üreme zorlukları, • Menstruasyonun başında ve sonunda koyu renkte ve kıvamda akıntı • Kan pıhtıları • Menstruasyonun hiç görülmemesi • Baş ağrıları • Baş dönmesi • Varisli damarlar • Yorgun bacaklar, ayakların uyuşması ve ağrıyan topuklar • Bel ağrısı • Kısırlık • Endometrit • Endometriozis • Polipler • Ağrılı cinsel ilişki • PMS • Rahim enfeksiyonları • Sık idrara çıkma • Yumurtalık kistleri • Vajinit • Hormonal dengesizlikler • Zor geçen hamilelik ve doğum • Zor geçen menopoz • Serviks, rahim, kolon veya mesane kanserleri vardır.

where-is-your-uterus

Pelvik taban kasları ise pelvisin içinde yer alan organlarımızı (idrar torbası, rahim, vajen, kalın bağırsağın son kısmı) tutan, destekleyen, idrar yolu, vajinal açıklık ve anüsü çevreleyen, idrar ve dışkı kontrolünü sağlayan bir grup kas ve bağ dokudan oluşur.

Pevik tabanla ilgili yaşanan ciddi bozukluklar şunlardır:

  • Stres inkontinans (öksürme, hapşırma, gülme ya da egzersizle çiş kaçırma)

  • Mesanenin aşırı çalışması (sürekli işeme isteği ya da gece işemek için sık sık uyanma)

  • Sarkma (mesane, Rahim ya da bağırsakların aşağı doğru sarkması)

  • Bağırsak inkontinansi (gaz kontrol zorluğu ya da dışkı kontrolü inkontinansı)

Bunların haricinde pelvik tabanda yaşanan sorunlara bağlı olarak;

  • Lumbar omurga sorunları

  • Sakroiliak, kalça ya da siyatik ağrısı

  • Mesane zayıflığı

  • Sindirim, menstrual (regl) ve cinsellik alanında yaşanan sorunlar da gelişebilir.

    pelvic

Uterin prolapsus (rahim sarkması) ise rahmin (uterus) doğal konumundan aşağıya, vajinal bölgeye doğru sarkmasıdır. Rahim sarkmasının dört aşaması bulunur. Birinci derece rahim sarkmasında serviks (rahim ağzı) vajene doğru iner. İkinci derece sarkmada serviks vajinal açıklıktan dışarı uzanır. Üçüncü derecede serviks artık vajenin dışındadır. Dördüncü derecede ise rahmin tamamı vajenden dışarı çıkmıştır.

Sarkma, organları destekleyen kas, ligament ve fasya gibi yapıların zayıflaması sonucu ortaya çıkar. Destek yapılarda görülen bu zayıflık, pelvis ve sakrumun doğru şekilde hizalanmaması, kaza veya düşmeye bağlı travmalar, duygusal unsur/ travma, dalak “qi” eksikliği, böbrek “yang” eksikliği ve Valsalva manevrasının (bunun ne olduğuna aşağıda geleceğiz) aşırı kullanımından kaynaklanabilir.

Rahim sarkmasının belirtileri şunlar olabilir:

  • Pelvik bölgede ağırlık hissi
  • Pelvik ağrı
  • Kabızlık
  • İdrar kaçırma
  • Ani sıkışma hissi ve sık idrara çıkma
  • Bel ağrısı
  • Yürümede zorluk
  • Dokunun dışarı fırlaması
  • İdrara çıkmada zorluk
  • Zor veya ağrılı cinsel ilişki
  • Bir top üzerinde oturuyormuş hissi

Çalışmalarından sıklıkla yararlandığım Biyomekanik Uzmanı Katy Bowman yazının bundan sonrasında paylaşacağım yazısında diyor ki, insan vücudu muhtelif maddeleri dışarı atmak için mükemmel bir donanıma sahiptir. Düz kaslar, vücut içerisinde maddelerin (sindirim kanalınız boyunca ilerleyen besinler veya sinüslerinizden geçen partiküller gibi) taşınmasını sağlayan, dalga benzeri hareketler oluştururlar. Öksürme ve kusma eylemleri için yukarıya doğru kuvvetler oluşturan diyafram ve vajinal doğumu sağlayan rahim gibi özel kaslar çok iyi tasarlanmışlardır ve sizin için gerekeni tam anlamıyla yerine getirirler.

Ayrıca vücudunuzdan bir şeyleri dışarı çıkartmak için *başka* yollar da vardır. Bu yöntemler SİZİN Doğa Ana’ya yardım amacıyla *ekstra* bir şeyler yapmayı seçmenizi de içerir. Bunlar arasında en yaygın kullanılanı ise Valsalva Manevrasıdır. Valsalva Manevrası, nefes aldıktan sonra soluğunuzu içerde tutarak kaka, sümük ya da bebeği vücudunuzdan dışarı çıkartmak amacıyla ıkınmanızdır. Aşırı ıkınma (Valsalva) lüzumsuz karın içi basınca sebep olarak destekleyici dokuların hasarlanmasına yol açabilir.

Unutmamak gerekir ki pelvik sorunlar çok etmenlidir, ama ligamentlerde gerilmeye bağlı zorlanmayı artıran fiziksel durumlar da bulunmaktadır.

  1. Bir ömür boyu karnı içeri çekerek durmak tuvalete çıkıldığı zaman sıklıkla aşağıya doğru devamlı bir zorlanmaya sebep olur. Eğer kronik kabızlığınız varsa günde en az bir defa *başka* şeyleri vücudunuzdan atmaya çalışırken organlarınızı aşağı ve dışarıya doğru itiyor olursunuz. (Yukarıya doğru kuvvetler*)

  1. Bebeğinizi doğururken size pelvik tabanı etkileyen talimatlar verilmişse (düşünün ki size Valsalva yapmanız söylenmişti: “Derin bir nefes al, nefesi tut ve ıkın”) bu durumda sadece bebeğin kendisi üzerinde değil, organlarınız üzerinde de aşağıya doğru büyük bir kuvvet yaratmış olabilirsiniz.

  2. Düzenli olarak yüksek darbeli aktiviteler yapıyorsanız yere her basışınızda ligamentleri gererek zorluyor olursunuz.

Yukarda da bahsettiğim gibi pelvik taban sorunları ya da rahim sarkması sadece doğum yapmış veya yaşı ilerlemiş kadınların yaşadığı bir durum değil. Ama doğum süreci de pelvik tabanı ve rahmin yerini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Yazının bundan sonraki bölümünde Katy doğumla ilgili harika bilgiler veriyor. Şöyle ki, rahmin doğum esnasında yapması gereken iki şey vardır: İlk olarak serviksi açmalıdır. Peki, bunu nasıl yapar? Kimse tam olarak bilmiyor ancak bir şey açık ve nettir: Eğer bebeğin kafası “kapıyı çalıyorsa” rahim serviksin çabucak açılmasını sağlamak amacıyla yardım eder. Bu “kapıyı çalma” Kafadan Servikse doğru Kuvvet olarak adlandırılır. Bu kuvveti artıran, azami seviyeye çıkaran iki etmen vardır. Bunlardan ilki bebeğin kafa pozisyonudur. İkincisi ise, elbette, ayakta dik durma ve rahim ağzının açılma, genişleme evresinde yürümedir (aşağıya doğru basıncı artırıcı etki). Doğum sürecinde yavaş ilerleme kaydeden veya en sonunda sezaryen doğum yapmak zorunda kalan kadınlarda düşük Kafadan Servikse doğru Kuvvet olduğu klinik olarak gösterilmiştir.

İkinci olarak uterin kontraksiyonu gelir. Serviks tam olarak açılır açılmaz rahim derhal bebeği dışarı çıkarmaya koyulur.

Balon şeklinde bir biçime sahip olan rahimde myometriyum olarak adlandırılan ve zamanı geldiğinde kasılmaya başlayan mükemmel bir kas tabakası bulunur. Myometriyum en güçlü insan kasıdır. Bu kası “en güçlü” kılan ise muazzam derecede büyük bir kuvveti çok küçük bir dokuyla üretebilmesidir. Yaptığı işin önemine bakılmaksızın, söz konusu kuvvet üretimi olduğunda, rahim kas sistemi açısından tam bir üstünlüğe sahiptir.

Rahmin bu süper gücü şu soruyu sormamıza neden olmaktadır: Rahim bu kadar güçlü ise, o zaman neden biz doğum sırasında bu aşırı, aşağıya doğru kuvveti yaratıyoruz? İş başında kadın organlarının Arnold Schwarzenegger’i varken neden pelvik tabanlarımızı patlatırcasına organlarımızı dışarıya itiyoruz?

Bunun yardımla gerçekleştirilen, kolaylaştırılmış doğum tarihçesiyle oldukça ilgisi bulunmaktadır. Modern tıbbın gelişiminin ilk dönemlerinde atılma-ekspulsiyon evresinin kısa sürede ama yine de kontrollü bir biçimde gerçekleşmesi gerektiğine inanılıyordu. Bununla birlikte, hastanelerde anneler yatarak doğum yaptıkları için rahim kuvvetlerinin biyomekaniği değiştirilmiş oluyordu. Bebek artık aşağıya doğru bastırmamakta, daha çok yatay bir duruş söz konusu olmaktaydı. Bebeği yatay olarak dışarı itmek için işte burada Valsalva ıkınması ve istemli maternal kuvvet üretiminin komutları devreye girmektedir. Sonuç, daha kısa bir atılma-ekspulsiyon evresi fakat aynı zamanda annede daha büyük bir yorgunluk (ve müdahalelerde artış) ve pelvik tabanda (ayrıca fetüste de) daha çok gerilme ve zorlanma olmaktadır. İş kendiliğinden gerçekleşen, doğal ıkınmaya bırakıldığında, atılma-ekspulsiyon evresi kimi zaman daha uzun sürebilmekte ama “ıkınmanın” tabii zamanlaması tepe kontraksiyon ile çok daha doğal bir şekilde işbirliği içine girmekte ve maksimum kuvvet üretimi ile enerji korunumu meydana gelmektedir. Yani kısaca, doğum sürecinde annenin pelvik organ ve kasları sağlam ve hasar görmemiş bir şekilde kalırken anne doğumu yapıp bitirmek için daha çok enerjiye sahip olmuş olur.

Bebeğin dışarı çıkma becerisini etkileyen bir şey daha vardır. Bebeğin aşağıya doğru hareket etme becerisi sizin ne kadar az direnç gösterdiğinize bağlıdır. Ne demek istiyorum? Demek istediğim şu; alışkanlıkla yarattığınız yukarıya doğru yarattığınız her kuvvet ve pelvik taban kaslarınızda taşıdığınız gerginlik rahmin görevini yapmasını zorlaştıracaktır. Rahim yavaş ve istikrarlı bir tempoya sahiptir. Psoas, kalça (quadriceps, iç uyluk, hamstring), piriformis ve pelvik taban kaslarının kronik gerginliğiyle doğrudan karşılaştığında, rahmin etkisi azalır. Rahim biyolojik olarak programlandığından daha fazlasını yapamaz. Sadece üretebileceği kadar kuvveti üretir. Bu da şu anlama gelmektedir: Hastaneye gitmeden önce kaslarınız ne kadar rahat, esnek ve gevşemiş olursa, doğal doğum süreciniz de o kadar etkili olacaktır.

Not: Yeri degismis rahim, sarkmis rahim ve ozellikle dogum sonrasi ayrilmis karin kaslarinin rehabilitasyonunda rahim masaji, abdominal bolge masaji, bitkisel rahim tonikleri, pelvik taban calismalari, bitkisel buhar banyolari, yoga, karin egzersizleri ve durus bozukluklarini kapsayan butunsel bir yaklasimla artık kişiye özel programlar/seanslar sunuyorum. İhtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bana gizem.onay@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

* Yukarıya Doğru Kuvvet: Karnınızı içinize çekiyor musunuz? Karnınızı içinize çekmekle transvers abdominal kaslarınızla (göbek deliğinin altındaki korse benzeri kaslarınız) ilişki kurmak arasında belirgin bir fark bulunmaktadır. “Karnın içeri çekildiğini” açığa vuran emare alta-kıvrılmış bir pelvistir. Eğer belinizde doğal bir kavis yoksa ya da kalça kaslarınız belirgin değilse abdominal çalışmayı diyafram kontraksiyonuyla karıştırıyor olabilirsiniz. Karnınızı içinize çekmek size düz bir karın görüntüsü sunabilir fakat gerçekte tüm mutluluğunuzu yukarıya doğru çekiyor oluyorsunuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir