YİN YOGA DENEYİMLERİNE DAİR

Yin Yoga derslerinde yaşayabileceğiniz deneyimleri en güzel ifade eden yazılardan biri olan “9 Things I’ve Learned About Yin Yoga”nın yazarı Sophie Legrand sağolsun blogum için yazının çevirisini paylaşmak istediğimde sevinerek kabul etti. Sevgili yoga eğitmeni arkadaşım Buğu’nun da emeklerine sağlık ki bu yazı sizlerle buluşabildi.

Buyurun, yin yogayı Sophie’den dinleyin 🙂

Yin Yoga Hakkında Öğrendiğim 9 Şey

Bugünlerde herkes biraz Yin peşinde.

Ana akım medyanın kraliçe arısı Oprah Winfrey kendi dergisinde desteklediğini belirttiğinden beri bu iç sıkıcı uygulama artık moda.

Peki nedir bu curcunanın sebebi?

İki yıl önce Vancouver’da yaşarken, harikalar diyarında yaşayan şımarık bir yogi gibi hissediyordum. Üye olduğum stüdyonun zengin programı haftalık 150 ders içeriyordu. Londra’da yaptğım mütevazı başlangıca göre hatırı sayılır bir değişimdi bu. Oradayken, günde arasından seçebileceğiniz sadece iki yoga dersi olan bir yerel spor salonunda yapıyordum yogayı.

Kanada’da başlangıçtaki bu mutluluktan uçma halim orada yaşadığımız altı ay boyunca neredeyse hiç azalmadı. Fransız peyniri tabağındaki minik, pisboğaz bir fare gibi, bütün yoga okullarından ve tarzlarından birer parça tattım : Vinyasa akış, Iyengar, Ana Forrest, Kundalini, Anusara, Restoratif Yoga, adını siz koyun.

Karlı bir pazar akşamı, Bernie Clark’ın Yin dersine gittim. Stüdyo, 100 kişilik kapasitesiyle birlikte, hınca hınç doluydu. Biliyor musunuz sinemalar bile böyle kalabalık toplayamıyor bugünlerde. Sanki şehirdeki en popüler yerdi. Ve bir şekilde de öyleydi: Pazar akşamı Vancouver’da, Yinster’ların toplanma günüydü.

Yogiler bolster ve battaniyeler hazırlıyor, mumların ışıkları loş odada oynaşıyordu. Çoğu yoginin dersin başlamasına dakikalar kala hala çoraplarını çıkarmamış olmalarıyla, biraz endişelenmeye başlamıştım. Vancouver’lılar, keşfetmiştim ki, rahat tutan çoraplara bayılıyorlardı, ama bana göre o noktada, yünlü çoraplar ve yoga birbiriyle uyumlu değildi . O zamanki gergin kendini adamış Ashtangi halimle, gerçekten biraz uygunsuz hissetmiştim. Kazayla “o derslerden biri”ne girdiğimi düşünerek gerilmeye başlamıştım: Hayal kırıklığının zirveye ulaşıp tek zihinsel rahatlamaya aşağılamayla ulaştığınız, tüylerinizi diken diken eden tipte bir ders.

Ders başladı ve Bernie Yin yoganın üç tattvasını veya prensibini açıkladı: “sınırlarımızla oynamak”, “hareketsiz kalmak” ve “pozu bir süre tutmak”. Aynı pozda bir kaç dakika boyunca hareketsiz kalmam gerektiğini anladığımda yüreğim daralmış ve hapsolmuş hissetmeye başlamıştım bile. Hareketsiz oturup hiç bir şey yapmamak tam olarak mizacımın bir parçası değil.

yin

Bu hiç de iyiye işaret değildi, hem de hiç.

Bernie bize sınırlarımızı nasıl bulacağımız, bedenimizi nasıl dinleyeceğimiz ve maymun zihnini nasıl bırakacağımız konusunda anlamlı tavsiyeler vererek devam etti. Aynı zamanda bizi bir kalça açıcı pozda veya derin bir arkaya eğilmede “marine olurken” keyif almamızı sağlamak için araya biraz bilim, biraz psikoloji ve spiritüellik de katıyordu.

Çıktıktan sonra, her ne kadar ‘bir şey yapmamış’ veya hiç terlememiş olsam da içimde bazı işler hallolmuş gibi hissediyordum: kalçalarım her zamankinden daha fazla esnemiş, zihnim aynı anda hem açılmış hem zenginleşmişti. Sonraki altı ay boyunca, hiç bir Pazar Yin dersini kaçırmadığım gibi, iyi de bir çift yünlü çorap satın aldım.

Bernie Clark’ın “Tüm Yönleriyle Yin Yoga”sını (Complete Guide to Yin Yoga) okuduğumda, bilim, anatomi, Doğu felsefesi ve bilgeliğinin aynı özel karışımını buldum. Hepsi oldukça ilgi çekici ve anlaşılabilir bir tarzda sunulmuş, ağır konuları kolayca sindirilebilir hale getiren ince espriler ve becerikli şakalarla süslenmişti. Aynen Bernie’nin derslerinde de olduğu gibi, okuyucu da farklı seviyelerde içerik bulacaktır.

İster uygulamanın sadece teknik yönleriyle ilgilenin, ister anatomik, enerjisel veya duygusal açılardan daha derine dalmayı amaçlıyor olun, bol miktarda bilgiye erişebilirsiniz. Eğer bilimsel kavramlarla çok aranız yoksa, Bernie’nin benzetmeleri yerinde kullanış biçimi isteksizliğinizi yenmenize yardımcı olacak. Bu kitapta bağdokular vakumlanmış sosis paketine, hücreler de bir paket çorbaya dönüşüyor.

Meslektaşım Jay Winston’ın da yakın zamanda incelediği– Bernie’nin kitabından ve kendi Yin Yoga pratiğimden öğrendiğim şeylerin birkaçı şöyle:

  1. Eğer Yin yoksa, Yaptıkların boş*.

(Çevirmenin notu: Yazar

“Eğer bir süredir yoga yapıyorsanız, çalışmanın sadece yarısını deneyimliyor ve sadece bazı faydalarından yararlanıyor olabilirsiniz. Yin Yoga bunun kalan yarısıdır.”

Aktif, Yang tipteki hayat tarzlarımızda, yapılabilecek en zor şeylerden biri durmak ve hareketsiz oturmaktır. Fakat, çok uzun süre boyunca bu Yang yolculuğuna devam edersek, bunu fiziksel ve zihinsel tükenmişlik hissi takip eder. Bu da kendisini sinir bozukluğu ve/veya incinme olarak ortaya çıkartır ve bizi ironik bir şekilde daha Yin tarzı çalışmaları benimsemeye zorlar.

Yin Yoga çalışması bizi yavaşlama, dikkat etme ve dinleme konularında eğitir. Bedenimizi, zihnimizi, okyanus nefesinin rahatlatıcı sesini dinlemek… Yin, farkındalık çalışmasıyla uyum içinde gider ve bizi an’a ve buraya getiren çeşitli yeteneklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.

  1. Yin patatesi ol*: Çalışmanı yere taşı.

(*ÇN: “Couch potato” İngilizce’de vaktinin çoğunu televizyon karşısında yatarak geçiren kişilere denir.)

Evinizdeki en rahat koltukta, kayıtsız bir şekilde yatarak okuduğunuz kitaplar vardır. Tüm Yönleriyle Yin Yoga (The Complete Guide to Yin Yoga) bu kitaplardan değil. Kitabın başından itibaren, yazar bizi yerde okumaya davet ediyor.

“Koltuğunuzdan kalkın, sandalyenizden kalkın, yere bir yastık koyun ve okumaya yerde oturarak veya uzanarak başlayın. Etrafta istediğiniz kadar hareket edebilirsiniz ancak ihtiyacınız olduğu sürece yerde kalın. Çalışmanıza şimdiden başladınız bile.”

Bu bize Yin yoga pratiğinin en büyük avantajlarından birini gösteriyor: oldukça taşınabilir olması. Her zaman bir yoga matına ihtiyacınız yok. Yin uygulamanızı günlük hayatınıza katmak için bir yastık, minder, veya eğer varsa bir “bolster”dan fazlasına ihtiyacınız yok.

Pek çok yoga pozu günlük hayatımızda kötü bir duruş içinde olmaya alıştığımız uğraşlar esnasında yapılabilir: okurken, televizyon izlerken veya bilgisayarla çalışırken. Ben şahsen bir oturma pozundan diğerine geçmeyi seviyorum: Kare poz, Geyik, Kelebek, parmak uçlarında oturma(çok uzun süre değil!) ve Ayakkabı Bağcığı pozları. Yerdeki yaşamı sürünerek ve gerinerek sizle paylaşan kedi, köpek, bebeğiniz ve kocanızın çorapları size artık daha yakın gelecekler.

  1. Hikayelerinizle kalın.

Bazen rahatsız gelen bir asanada bir kaç dakika geçirirken zihnin sürekli devam eden çalkalanmasını göz ardı etmek zor gelebiliyor.

“Yin yoga pratiğimiz sırasında, drama en tepe noktasına ulaştığında, gerçekten pozdan çıkmak istediğimizde, dikkatimizi gerçekleşmekte olana vererek arzularımızı ve yüzleşmekten çekindiğimiz duygu ve düsüncelerimizi farkediyoruz. Şu anda elimizde olanla tatmin olmayıp nasıl hep başka şeyler arzuladığımızın farkına varıyoruz.”

Farkındalığa dair Yin yoganın güvenli ortamında geliştirdiğimiz yetenekler yoga matının dışına kolaylıkla taşınabilir. Günlük sıkıntılarımızın içerisinde (endişe, derin düşüncelere dalma, hayal kırıklığı) sıkışıp kaldığımızda, dikkatimizi yine aynı şekilde bedenimizdeki hislere odaklayabilir, düşünce ve tepkilerimizi gözlemleyebilir ve bu sıkıntılar uzaklaşana kadar onlarla kalabiliriz.

  1. Herşey bitmiş değil.

yinmakale

Hiç gergin kalça ve hamstring kaslarınızla ilgili ümitsizliğe kapıldınız mı? Üzülmeyin, sadece sabırlı olun.

Yıllarca bilgisayar karşısında oturmanın bir bedeli var ve bu bedel hareket edebilme yeteneğimizin kısıtlanması. Ancak, herşey bitmiş değil, sadece zaman meselesi. Kalçamızdaki hareket kapasitesi bir gecede kaybolmadı ve bir anda geri gelmeyecek. Yin Yoga prensiplerini kalçalarda uygulayarak, kaybettiğimizi geri kazanabiliriz.

Bernie bizi bir kez daha yerde yaşamaya davet ediyor, “kalçaların açılmasına derinden katkısı olacağı” bilgisiyle.

  1. Ejderha’yı Keşfet.

Yin Yoga çalışmasıyla birlikte Kuğu, Ejderha, Geyik, Fok ve favorim olan Muzasana (Bananasana) gibi kendilerini çağrıştıran poz isimleri de tanıdık hale gelmeye başlıyor.

“Bu pozların çoğu deneyimli yoga öğrencilerine tanıdık gelecektir. Ancak pozun ismi yin geleneğinde farklı olabilir ve bu maksatlı olarak yapılmıştır. Örneğin; yin olan Kuğu pozu yang olan Güvercin pozunun birebir aynısı gibi görünür ancak yin uygulamasında kasları gevşek tutarız: burada niyetimiz yüzeydeki kaslara değil, eklemlere ve onların etrafındaki derin dokulara nüfuz etmektir.”

Bernie sınıfta sıradaki pozun Ejderha olduğunu söylediğinde odayı endişe dolu homurdanmalar dolduruyor. Pozun kendisi de en az ismini aldığı efsanevi hayvan kadar korku salıyor. Zararsız bir alçak hamle pozu gibi görünse de, bir kaç dakika tutulduğunda, işler oldukça “ilginç” bir hale dönüşüyor. Ejderha’dan çıkışım, bir yoga uygulaması sırasında tecrübe ettiğim en güçlü fiziksel hislerden biriydi. Bernie bizi: “Derin, uzun tutulan bir kalça açıcıdan sonra, bir daha hiç yürüyemeyecek gibi hissedebiliriz ancak rahat olun o hassasiyet geçecektir” diyerek rahatlatıyor.

  1. Ne çok az ne çok fazla: Goldilock pozu.

Bernie Clark sınırlarımızı bulmamıza yardım etmek için bu benzetmeyi kullanıyor. “Eğer dokulara çok az baskı uygularsak, güçlerini kaybediyorlar. Tüm canlı varlıklar sağlıklı olmak için belirli bir baskıya ihityaç duyarlar fakat eğer çok fazla baskı uygulanırsa, dokular hasar görür.” Bu fiziksel ve zihinsel dengeyi ayarlamak bence Yin Yoga’nın en zor bölümü. Zihinlerimiz çoğu zaman bedenin yeteneklerini değerlendirme konusunda yetersiz olabiliyor. Bedenin verdiği sinyallere karşı ya baskıcı ve ilgisiz kalıyor ya da korkuyla geri çekilip her güçlü fiziksel hissi tehdit olarak yorumluyor.

Bernie bu ikilemin yin anahtarını kabullenme olarak açıklıyor.

  1. Duygular bedenseldir.

Yin yoga uygulaması içerisinde kuvvetli duygular ortaya çıkabilir. Seane Corn ile bir haftasonu yaptığım çalışmada ihmal edilmiş bazı konuların pozlar uzun tutulduğunda nasıl tekrar baş gösterdiklerine şahit olmuştum. O haftasonum ağlamakla geçti ama Pazar gecesi geldiğinde bahar temizliğim tamamlanmıştı. Içten içe beni zehirleyen bir sürü inanç ve duygu, bilincimin erişimine açık hale gelmişti.

“Daoist yogiler duygularımızın bedensel olduğunu keşfetmişlerdi. Modern Yogiler de aynı şeyi farkettiler ve “dokularimizdaki meseleler” terimini geliştirdiler.

Bu bana Dövüş Klübü filmini ve anlatıcının vücudun çeşitli parçalari ile duyguları nasıl eşleştirdiğini ve birinci tekil şahısla konuşturduğunu hatırlatır: “Ben Jack’in kızgın safra kanalıyım” “Ben Jack’in sırıtan intikamıyım.”

Bernie Clark, Simyaci Daoizm’de “Organlar hisleri barındırır; örneğin karaciger […] kızgınlık ve hayal kırıklıklarının […] merkeziyken, üzüntü ve keder ciğerlerde yaşar” der.

Benim için, icinde uzun sure kalınan Ejderha: “Ben Sophie’nin nefret dolu kalçalarıyım” anlamını taşır.

  1. Rahat Değil.

Yin Yoga sizi rahat ettirme iddiasında bir pratik değildir. Sizi konfor alanınızın çok dışına taşır. Çalışmanın en büyük faydaları zihniniz size ne kadar aksi için baskı yapsa da bu rahatsız olduğunuz alanda olabildiğince kalmakla sağlanır.

Fikrimce Yin Yogayı restoratif yogadan ayıran budur. Rahat bir çift çorap giymek ikisinin tek ve nihai ortak özelliğidir. Restoratif yogada kendimizi iyi hisettiren duygular yoga seansı ve sonrasında coşkuyla hissedilir. Yin Yoga’da fiziksel ve zihinsel şükran hissi ya bir pozu bitirirken ya çalışma sona ererken vücut bulur. Yin öğretmeni çalışma süresince yogileri uzun oturmalı pozlar içersinde odaklanmalarını kolaylaştırıcı bir söylem kullanırken restoratif yoga öğretmeni nadiren öğrencisini daha da rahatlatacak bir konuşma yapar.

Bernie Clark yayınladığı son bülteninde ikisinin arasındaki amaç farklılığını da şu şekilde açıklar:

“Restoratif Yoga hasta, sakat veya stres içersindeki öğrencilere yöneliktir. […] Yin Yoga bağlayıcı dokulardaki uzun sürelerde yerleşmiş gerginliklerin yeniden şekllenmesini amaçlar. Restoratif Yoga sağlıksız bir bireyi alır ve onu iyileştirme amacı güderken Yin Yoga sağlıklı bir bireyin vücudunu alır ve onu en rahat ve verimli olduğu bir hale getirme iddiasındadır.“

  1. Gölgenizle Tanışın

Hayatımızın büyük kısmını kendimizi olduğumuzun en iyi haliyle gösterme çabası içersinde geçiririz ve bu çaba içinde az övündüğümüz özelliklerimizi kalın bir örtü ile saklarız. Çoğunlukla bu gölgeden utanır veya korkarız ve üzerimizdeki etkilerini azaltmak için yorucu uğraşlar içerisine gireriz.

Carl Jung “Kişinin kendisi hakkında kabul etmek istemediği her sey gölgesinde vücut bulur“ demiştir. “Gölge, üzerine bir ışık tutmak isteyen kimseyi acı dolu sıkıştırmasından sakınmayan zor bir geçiş, dar bir kapıdır.“

Bernie Clark [Daoist yazılardaki] yin karakterinin bir tepenin ya da ırmağın güneş almayan tarafına işaret ettiğini söyler.

Eğer ki hayatımıza tek yönlü kişilikler olarak devam etmek istemiyorsak gölgemize bilinçli bir şekilde sırtımızı dönemeyiz. Bazen bir Yin pozu içersinde rahatsız bir şekilde otururken gölgemizi daha yumuşak bir ışık altında gözlemleyebiliriz. Bu açıdan Yin Yoga kişiliğimizin karanlık tarafıyla çok da yorucu olmayan bir mücadele ile karşılaşmamızı ve onu bilincimize taşımamıza yol açar. Bizi utandıran eğilimlerimizi kabul etmemizden çok büyük bir rahatlama ortaya çıkar.

Modern yaşam tarzımız bize böylesi aydınlanmalara izin veren bir ritüel ve alan sunmaz. Bu Yin Yoga’nın modern yoga dünyasında doldurduğu psikolojik ve spiritüel boşluk olabilir.

Yazının orjinali: http://www.elephantjournal.com/2012/11/9-things-ive-learnt-about-yin-yoga/ Yazan: Sophie Legrand Çeviren: Buğu Türkoğul (http://www.yogawithbugu.com)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir